Azerbaycan ve Siyonist Çete

Hazım Koral 13.10.2021 16:21:00
Biz Müslümanlar akidemize taallûk eden sebepten dolayı İsrail diye bir devlet tanımıyoruz ve İsrail denilen çeteyi kutsal Filistin topraklarının işgalcisi olarak biliyoruz. Zira Yüce Rabbimiz Kûr'ân-ı Hâkim'inde sadece Mescid-i Aksa'yı değil, sadece Kudüs kentini değil bütün Filistin topraklarını "Barekna havlehu" (İsra:1) diyerek kutsuyor ve tebcil ediyor. Bu olgu bütün Müslümanlar için imâna taallûk eden kırmızı çizgidir. "İşte efendim olan olmuş ve Birleşmiş Milletler 29 Kasım 1947'de karar alıp Filistin topraklarının % 56'nı Yahudilere, % 44'ünü Filistinlilere bölüştürmüş. Şimdi biz buna nasıl itiraz edebiliriz?

Elbette ki, İsrail işgalci bir rejimdir. Mütemadiyen sürdürdüğü saldırı ve işgallerle hemen hemen Filistin topraklarının % 90'ına hakim durumda. Bizim buradaki beklentimiz, İsrailliler Birleşmiş Milletler'in yaptığı taksime uyarak işgal ettiği toprakları terk etmesidir." Sayın okuyucumuz, mesele hemen hemen bütün Müslüman ülkelerin başındaki yöneticilerin ve onların hempâsı olan köşe yazarları ile TV ekranlarında görülen bir takım akl-ı evvellerin dile getirdiği bu tür beyanatlardan ibaret. Siyonist İsrail'i ilk tanıyan ülke (17 Eylül 1978 tarihinde) Enver Sedat ve Menahem Belgin'in imzaladığı Camp Devid anlaşması ile Mısır bilinir. Oysa bir Müslüman ülke olarak ABD'den hemen sonra Siyonist çeteyi devlet olarak ilk tanıyan ülke Türkiye'dir. Birleşmiş Milletler'deki ihanet kararına ilk imza atan o günkü başımızdaki yöneticilerdi. Bu ihaneti onlar yaptı. Camp Devid ihanet anlaşmasından sonra bir müddet Arap ülkeleri sessiz kaldı ancak ihanet anlaşmasının yapıldığı gün Enver Sedat, "İsrail ile anlaşmak için bir gün Arap ülkeleri sıraya girecek" demişti. Nitekim öyle de oldu.

Uzun süren perde arkasındaki görüşmeler ve gizli ittifaklar ABD eski başkanı Donald Trump döneminde açığa çıktı. Trump ve Yahudi damadı Jared Kushner ile birlikte Siyon mahfillerinde hazırladıkları "Yüzyılın Anlaşması" ve sonradan devreye soktukları "Abraham Anlaşmaları" adı altındaki sinsi plânlarla  "İsrail ile normalleşme süreci" başlatıldı ve Arap ülkeleri tek tek Siyonist çete ile masaya oturup büyük bir iştiyakla bu ihanet anlaşmalarına imza atmaya koyuldular. En son Sudan ve Fas da bu ihanet halkasına katılmış oldu. Biz bu satırlarda söz konusu anlaşmaların içeriğinden söz etmek istemiyoruz. Zira asla kabul edilebilir maddeler değil bunlar. Bir tek örnek verecek olursak: Gazze halkını Sina Yarımadası'na yerleştirmeyi plânlıyorlar. Bu işin finansörü Arap ülkeleri olacak. Kurulacak olan uydu kente elektrik, su ve doğalgazı Siyonist çete verecek ve bunun da parası Arap ülkelerinden tahsil edilecek. Arz-ı Mevud adına sürdürdükleri sinsi niyetleri bütün Filistin topraklarını Müslümanlardan arındırmak...

Siyonistlerin öteden beri üç aşamalı kısa, orta ve uzun vadeli plânları var. Kısa vadede bugüne kadar sürdürdükleri işgal ve katliamların gereği olarak "Nil'den Fırat'a" dedikleri "Arz-ı Mevud" plânı. Orta vadede ise, "Nil'den Hazar'a" plânı. Buna da "Arz-ı Mevud" (Allah'ın Siyonistlere vaadettiği topraklar) diyorlar. Asıl olarak uzun vadeli plânları ise "Tanrı'yı kıyamete zorlamak" dedikleri "Armageddon Savaşı" sonrasında  "Siyonizmin dünya hakimiyeti" plânı. Bu plânın da asıl adı "Arz-ı Mevud" zira Siyonistlerin nihai inancına göre "Allah'ın Siyonistlere vaadettiği topraklar bütün yeryüzü."

Siyonist Yahudilerin bu kapsamdaki bir başka inançları ise "dünya onlar için yaratılmış, sadece onlar dünyanın sahibi olmalıdır ve sadece kendileri insandır. Diğer insanlar ise, insan değillerdir. Onlar Yahudilere hizmet için yaratılmış "goyim" denilen mahlûklardır. Yani Talmud'da ifade edildiği üzere Yahudilerin dışındaki insanlar, hayvanlardan tekamül etmiş insan görünümlü yaratıklardır. Böylesi inançları olan Siyonistler için "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" denebilir mi? Oysa bu azılı düşman bizim için "Namus-u Ekber" konumundaki kutsal Filistin topraklarının işgalcisidir. Bize ne deyip bu çete ile nasıl anlaşmalar yapılıp ittifaklar kurulur? Gerek baba Haydar Aliyev ve gerekse oğul İlham Aliyev'in, "Bize ne Filistin den, Filistin meselesi Arapların sorunudur. Biz ulusal menfaatimiz gereği İsrail ile elbette anlaşmalar yapıp ticarî ve askerî alanda ilişkilerimiz olacaktır" dediklerini duyar gibiyiz. Demelerine gerek yok, tutumları bu zaten. "Ainesi iştir kişinin lafa bakılmaz."

Oysa bilmemektedirler ki, Siyonistlerin orta vadeli plânı "Nil'den Hazar'a kadar." Ey Azerbaycan'ın siyasî yetkilileri bunu siz neden görmüyorsunuz? Sizi her fırsatta İran'a karşı kışkırtıyorlar. Reuters Haber Ajansı İran ile aranızda olası savaş plânlarından söz ediyor. Öyle ki böyle bir savaşta uçakların benzin ikmallerine varasıya dek detay bilgiler aktarılıyor. ABD ve perde arkasındaki Siyonistler Saddam'ı da gaza getirmişlerdi. Buna dikkat edin! Komşunuz İran ile iyi geçinmeye bakın. Siyonistler ve büyük şeytan ABD, bir ara (Demirel'in cumhurbaşkanı olduğu dönemde) Türkiye'yi İran'a saldırtmak istedi. O gerilim esnasında iki ordu sınır bölgesine konuşlanarak büyük bir tatbikat yapmış ve gövde gösterisinde bulunmuşlardı. Şükür ki taraflar akl-ı selim davranıp sulh yolunu seçmişlerdi. Bölgenin iki güçlü ordusunun kapıştığını düşünün! Böyle bir savaşta belki on milyon insan öldürdü. Siyonistlerin ve büyük şeytan ABD'nin istediği buydu. Bunun için çok çabaladılar. O dönemin Siyonist güdümlü medyası attığı manşetlerle adeta savaş çığırtkanlığı yapıyordu. Bugünlerde de Azerbaycan dayanışması adına benzeri manşetler atılıyor ve malum cenahın köşe yazarları hem kalemleriyle, hem TV ekranlarındaki beyanatlarıyla kardeş ülke İran'a karşı düşmanlık körüklüyorlar. FETÖ elebaşısı Fethullah Gülen'in bir zamanlar sağ kolu olan Latif Erdoğan 15 Temmuz darbe girişiminin hemen ardında yaptığı açıklama oldukça ilginçti: "Eğer perde arkasındaki darbe destekçisi ABD 15 Temmuz'da muvaffak olsaydı ilk iş olarak Türkiye'yi İran'a saldırtıp savaşa sokacaktı."

Şimdiler de ise Azerbaycan hükümet yetkilileri şeytanî desiselerle "üçlü konsorsiyumun" oluşturmak istiyorlar. Azerbaycan Cumhurbaşkanı ilham Aliyev'in yardımcısı Hikmet Haciyev şöyle bir beyanatta bulunuyor: "Türkiye kardeş ülkedir, İsrail stratejik ortağımızdır. İsrail çok yönlü ve güçlü bir partnerimizdir.

İsrail ile siyasî, askerî ve ekonomik alanlarda sıkı işbirliği içerisindeyiz. Türkiye ile İsrail arasında arabuluculuk yapabiliriz. (Söz de limoniyiz ya!) İstediğimiz o ki 'üçlü zirve'ye ev sahipliği yapmak.

Bu üçlü zirvede sadece ticarî konularda değil askerî ve güvenlik alanında "üçlü konsorsiyumun" oluşturabiliriz." Bakıyoruz İlham Aliyev'in de benzeri beyanatları var.
İlham Aliyev'in yardımcısı Hikmet Haciyev'in kullandığı "konsorsiyum" sözcüğü "şirketler arasında iş ortaklığı" anlamına gelen bir kavramdır. Bu kavram bazen devletler arası oluşturulan ittifaklarla ilgili de kullanılmaktadır. Kısacası Aliyev ve avanesinin plânı güvenlik ve askerî işbirliği adına Azerbaycan, Siyonist İsrail ve Türkiye arasına üçlü bir "askerî pakt" oluşturmak. Bunun adını yumuşatmak ve Müslüman halkımızın tepkisini almamak için "üçlü konsorsiyumun" koymuşlar.

Sonuç olarak ifade edecek olursak, Allah Teâlâ ile yapılan bezm-i âlemdeki misak ahdine sadık kalmayan yöneticilerin halklarına giydirmek istediği zillet elbisesinden başka bir şey değildir.

"Kötü yöneticiler bir ülke yönetimini ellerine geçirdikleri zaman o yöre halkının onur sahibi insanlarını hor ve aşağılık kılarlar. İşte onlar böyle yaparlar." (Neml:34)