İspanya başbakanı Pedro Sanchez, Trump adlı alçak yaratığın İspanya’daki üsleri kullanma talebini reddetti. “Savaşa Hayır” dedi…
Kudurmuş Trump, derhâl “İspanya ile ticareti keseceğiz” diyerek tehdit etti…
Pedro Sanchez ve hükûmeti geri adım atmadı…
Helâl olsun. Başta biz Türkler olmak üzere, din ve mezhep farkı olmaksızın; vicdan sahibi milyonların sevgi ve saygısını kazandı…
Bir tebrik ve teşekkür mesajı da (İngilizce olarak) ben yazdım…
Bu işin bir tarafı…
***
Bir de işin bu tarafına bakalım:
İran, 12 ülkeye karşı tek başına savaşıyor ve hiç kimseye “gel bana yardım et” demeye tenezzül etmiyor.
Oysa o sarı çıyan, İngiltere başbakanını da sitem ediyor, yardım etmedi diye.
İşte böylece emperyalist gücün alçaklığını ispat ediyor.
Eğer bu güce boyun eğersen: yumuşak bir şekilde bir kılıfını bularak senin bütün kaynaklarını sömürür…
Boyun eğmezsen; kimilerini, İspanya örneğinde olduğu gibi kapitalizm silahıyla vurmaya kalkar…
Kimilerini de, İran örneğinde olduğu gibi askerî gücünü kullanarak gerçek silahla vurur…
Eğer İran, petrolünü ve doğalgazını bu alçaklara vermeyi kabul etseydi, Suudi Arabistan gibi onunla da dost olurlardı…
***
İran, yaklaşık 40 yıldır bunlara boyun eğmediği ve yeraltı kaynaklarını sömürmelerine izin vermediği ve de bunlara karşı vicdan sahibi “Direniş Eksenine” öncülük ettiği için; yıllarca ambargolara ve bugünkü alçakça saldırıya maruz kaldı…
***
İran’ı çok kolay lokma sanıyorlardı, üç günde teslim alırız havasındaydılar…
Ve İran, kolay lokma olmadığını ispat etti, bunların gırtlağına takıldı.
Bebek katili, çağımızın Hitler’i Netanyahu alçağının ülkesini viran etti.
ABD’nin yardakçı Arap ülkelerindeki üslerini ve bütün misyonlarını yerle bir etti.
Her iki alçak da, ölü sayısını gizliyorken, yıkım görüntülerinin dışarıya sızmasını engelliyorlar.
Yine de bazı görüntüler, resmi olmayan yollardan yayınlanıyor. Ve yıkımın boyutunun dehşet verici olduğunu bütün dünya görüyor.
***
Konuşmamda da söyledim. Belki İran bu savaşı kaybedecek. Çünkü bu savaş, asimetrik bir savaştır. Karşıdaki düşman, hem nitelik hem de nicelik bakımından üstündür…
Buna rağmen, gerek emperyalist kuduz köpeğe ve Hitler bozuntusu Siyonist alçağa verdiği ders, bir şeref ve haysiyet mücadelesi olarak dünya tarihine geçecektir…
Ölmeyi, teslim olmaya tercih eden bir şerefli ve namuslu millet olmayı, evlâtlarına miras bırakacaklar…
O şerefli milletin baş aktörü de bizim gurur kaynağımız İran Türklerdir…
Onlar, Kurtuluş Savaşı’nda ve özellikle Çanakkale’de ölmeyi seçerek vatanı kurtaran Mustafa Kemal’in evlâlarıdırlar…
***
Bu şerefli duruşun, İran’daki rejimin gölgesinde kalmayacağı açıktır. Rejim eleştirileri, artık önemini yitirmiştir.
Eleştirmek için fırsat kollayan ve Emperyalist ve Siyonist gücün alçaklığına tapanlar, vicdanını yitirmişler demektir…
Eğer zaten vicdanı yoksa, öyle zavallıları kaale almanın da gereği yoktur…