Ortadoğu'da Planlar Biliniyor Ama Görmezden Geliniyor?

Musa Dedei 8.01.2026 12:01:11
Ülkemizin etrafını örümcek ağı gibi ördüler. Sadece İran tarafı kaldı ve onu da örme hesapları yapılıyor! Allah'ın yardımıyla örülemeyecek, orası hep açık kalacaktır.
Peki örülürse ne olur? 

Daha en baştan şunu görmek gerekir: Gözler, dünyanın bütün yollarını Marmara ve Çanakkale Boğazlarıyla birbirine bağlayan Türkiye’nin üzerindedir. Bu coğrafya öyle sıradan bir toprak parçası değildir; ticaretin, askeri geçişlerin, siyasetin ve tarihin kilididir. Kim bu kilidi elinde tutarsa, masanın başında o oturur.

Eğer Türkiye’ye yönelik doğrudan bir saldırı olursa, bölgedeki dengeler bir anda değişir. Neredeyse nüfusunun yarısı ve devlet aklının önemli bir kısmı Türk kökenli olan İran’ın, böyle bir tabloda Türkiye’nin yanında duracağı çok iyi bilinir. İşte tam da bu yüzden, büyük planların ilk hedefi her zaman İran olmuştur. Zayıflatmak, yalnızlaştırmak, içeriden karıştırmak ve mümkünse yıkmak…

Bu bir tesadüf değildir. Haritalara bakan, tarihten ders alan herkes şunu görür: Türkiye’yi çevreleyen her coğrafyada önce devletler çökertilmiş, toplumlar parçalanmış, ardından “demokrasi”, “özgürlük” ve “insan hakları” ambalajıyla yeni düzenler dayatılmıştır. Irak’ta olanlar ortadadır, Suriye’nin hâli gözlerimizin önündedir. Köleleştirilmiş ülkeler de bilinmektedir. Şimdi aynı senaryonun İran için yazılmasını alkışlayanlar, gerçekten neye sevindiklerini sanıyorlar?

Bir savaş anında, Türkiye’ye açık ve net şekilde yardım edecek ülkelerin sayısının ne kadar az olduğu da bilinen bir gerçektir. İşte her anını projelerle, planlarla, hesaplarla geçiren o karanlık güçler bunu da çoktan not etmiştir. Önce müttefiki düşür, sonra asıl hedefi yalnız bırak… Tarih boyunca değişmeyen bir yöntem.

Peki soralım: İran’ın, diğer komşu ülkeler gibi yıkılmasını isteyen; bunu köşelerinden, ekranlarından sevinç çığlıklarıyla duyuran bu yazar-çizer taifesi kime hizmet etmektedir? Kimin çıkarı için konuşmakta, kimin değirmenine su taşımaktadırlar? Bölgenin ateşe verilmesiyle hangi mazlum kazanmıştır ki, şimdi de kazanacak olsun?

Unutmayın: Coğrafyada yanan her ateş, bir gün rüzgârla komşunun evine sıçrar. Bugün “oh” diyenler, yarın “vah” demek zorunda kalabilir. Akıl, kısa vadeli sevinçlerle değil; uzun vadeli sonuçlarla çalışır. Eğer gerçekten bu toprakları, bu milleti ve bu geleceği düşünüyorsak, başkalarının yazdığı senaryolara figüran olmayı reddetmek zorundayız.

Mesele; sıranın kime geleceğini görüp görememek meselesidir.

 Plan ise, 
"Ortadoğu bir merkezden yönetilmesi." Yani "Köleleştirilmiş milletlerdir."