Susmanın Zararları

Musa Dedei 26.5.2021 19:48:33
En büyük cihad, zalimin karşısına çıkıp: "Sen haksızsın," demektir.

Alenen görülen ve yapılan yanlışlar ve toplum tarafından dile getirilen yolsuzlukları gördüğü halde görmezden gelen, hatta tarafını tuttuğu kesimin dev kazığını akıl gözlerini kapatıp görmezden gelen, yalnız kendine demokrasi çığırtkanlığı yaparak kendi hatalarının üzerini örtmenin mücadelesini veren, ileriki dönemlerde içinden çıkılmaz ve aşılması zor engellerin oluşacağı umrumda bile olmadan sinsice doğrulara saldırılan bir zamanda yaşıyoruz.

Yüce yaratan Allah cc (Hucurat/10, Hadid/25, Şura/25, Maide/42, Nisa/105,) ve buna benzer birçok ayette uyarıcı, açık ve net bir şekilde, hayatın her alanında haksızlığa, zulme ve zalime karşı durmamızı, daima hakkı ve doğrudan yana olmamızı, hakkı ve adaleti temel ölçü almamızı emrediyor olması boşuna değildir. Öyle ki, bırakın partimizi, cemaatimizi, hocamızı, liderimizi, müdürümüzü, kendi yakınımız bile haksızlık yaparsa şiddetle karşı durmamız emrediliyor.

Öyle bir adalet ki, ümmetin ve tüm canlıların  Peygamberi olan Hz. Muhammed'e (s.a.a) müşriklerin bile emanetlerini teslim ettiği bir Peygamber ve yine o emanetleri yer değiştirmeden, eksiksiz geri (sahibine) teslim eden bir Peygamber'i örnek gösterip; halkın hizmet için verdiği vergileri hizmet dışı yerlerde, haram ortamlarda, kendi malıymış gibi kullanmada, Hint kumaşlarına bürünmüş, altın kubbeli saraylarda oturmakta olan belirli bir maaşı olan bir yöneticiye sormazlar mı: "Bu şatafat nereden?" diye.

Halife/Devlet başkanı cemaate: "Yoldan çıkarsam ne yaparsınız?" sorusuna karşı: "Kılıcımızla düzeltiriz," diyen bir toplumun torunları olarak: "Hadi buyurun hesap sorun bakalım!" Yedi köyden kovulma mısınız?

Günümüze bir bakalım, en alttan en tepeye, hacıdan, hocaya yetki sahibi olanlara kadar, emanetlerin kendisine teslim edileceği, (hizmet olarak geri döneceği inancında) karşıtların bile güvenebileceği kaç kişi kaldı ki sorusu akla gelmez mi?

Haksızlık karşısında susan, kendi çıkarları, makam, para ve istikbali için yanlışları görmezden gelen ve meşrulaştıran güç, haksızın ve zalimin karşısında kırk takla atan, kendi yanlışını görmezden gelen, sadece rakiplerinin yanlışını gören/eleştiren, yalnızca kendine; demokrat, adalet ve kendine gelen haksızlığa mücadele veren bir insan tipiyle karşı karşıyayız. İşte bu tip insanlar, düzeni allak bullak etmede ve toplumu germektedir.

Kur'an da ki ayetleri kendi ideolojilerine göre yansıtan, kendi amaçlarına göre kullanan, aynı zamanda haksızlığa kör ve sağır olan bir toplum anlayışı ile karşı karşıyayız.

Dilimizden çıkan tek dua: "İyi ki Kur'an var. İyi ki onun korumasını Allah yapıyor. İyi ki Peygamber'in (s.a.a) hayatı ve sözleri var. İyi ki Ehl-i beyt imamları (a.s) var ve iyi ki hala doğruyu ve hakkı (azınlık da olsa) söyleyen birileri var diye ileriye dönük bir umut doğmaktadır.