Beyrut’un güneyinde yer alan Dahiye…
Kimileri için sıradan bir mahalle, kimileri için ise direnişin kalbi… Fakat orayı yakından gören herkes bilir ki Dahiye, yalnızca taş ve beton yığınlarından oluşan bir bölge değildir. Orası; sabrın, bedel ödemenin ve teslim olmamanın adıdır.
Üç günlük Lübnan ziyaretim sırasında Dahiye sokaklarında dolaşırken aklıma sürekli Gazze geldi. Çünkü burada görülen manzara ile Gazze’nin yaşadığı acılar arasında büyük benzerlikler vardı. Savaşın izleri duvarlarda, binalarda ve insanların yüzlerinde hâlâ canlılığını koruyordu. Yıkılmış yapılar, şehit posterleri ve saldırıların bıraktığı derin izler, bölgenin ne kadar büyük bedeller ödediğini açıkça gösteriyordu.
Siyonistlerin gerçekleştirdiği ölümcül yıkıcı saldırılar, özellikle Dahiye’de birçok mahalleyi ağır şekilde tahrip etmiş. Bazı bölgelerde binalar tamamen yıkılmış, sokaklar enkaza dönüşmüş durumda. Bir zamanlar çocuk seslerinin yükseldiği mahallelerde bugün savaşın sessizliği hissediliyor. Yıkılan evler, geride kalan hatıralar ve göç etmek zorunda kalan aileler, savaşın siviller üzerinde bıraktığı derin yaraları gözler önüne seriyor.
Ancak Dahiye’yi farklı kılan şey yalnızca acılar değildi. En dikkat çekici olan, tüm zorluklara rağmen insanların vakur duruşuydu. Sokaklarda yürürken insanların birbirine selâm verişinde, çocukların oyun oynayışında ve esnafın dükkânını yeniden açma gayretinde güçlü bir direniş ruhu hissediliyordu. Adeta herkes aynı mesajı veriyordu:
“Vurulsak da yıkılmayacağız, kana bulansak da teslim olmayacağız.”
Bugün modern dünyanın büyük bir kısmı Gazze’de yaşananları ekranlardan izliyor. Fakat Dahiye’de hissedilen atmosfer, bize direnişin sadece bir coğrafyaya ait olmadığını gösteriyor. Aynı acı, aynı mücadele ve aynı umut farklı şehirlerde yaşamaya devam ediyor. Bu yüzden Dahiye’ye “Görünmeyen Gazze” demek yanlış olmaz.
Burada insanlar sadece hayatta kalmaya çalışmıyor; aynı zamanda onurlarını, inançlarını ve kimliklerini korumaya da çalışıyor. Çünkü direniş yalnızca silahla verilen bir mücadele değildir. Bazen bir annenin sabrı, bazen yetim bir çocuğun tebessümü, bazen de yıkılmış bir mahallenin yeniden ayağa kaldırılması en büyük direniş olur.
Dahiye bana bir kez daha şunu gösterdi:
Ümmetin farklı coğrafyalarında acılar ortaktır, mücadele ortaktır ve umut ortaktır. Eğer mazlum halklar bugün hâlâ ayakta durabiliyorsa, bunun sebebi sahip oldukları iman, dayanışma ve teslim olmayan ruhtur.
Rabbim tüm mazlum beldelerin yardımcısı olsun.
Başta Gazze olmak üzere, direnişin yükünü omuzlayan tüm halklara sabır, kuvvet ve selamet nasip eylesin. Vesselam