Eski CIA analisti Larry Johnson, Washington Hilton Oteli’nde Donald Trump’a yönelik gerçekleştirilen saldırı girişiminin, profesyonel bir güvenlik zafiyetinden ziyade belirli bir siyasi amaca hizmet eden "kurgulanmış bir mizansen" olduğunu açıkladı
Washington Hilton Oteli'nde düzenlenen Beyaz Saray Muhabirleri Derneği yemeği sırasında Donald Trump’a yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırı girişimi, ABD’nin güvenlik aygıtlarındaki çürümeyi ve istihbarat kurgularını yeniden tartışmaya açtı. Eski CIA analisti Larry Johnson, gazeteci Mario Nawfal’a verdiği mülakatta, olayın arka planındaki anomalileri teknik verilerle analiz ederek, saldırının kurgu olduğunu vurguladı.
Saldırı anına ilişkin görüntüleri inceleyen Johnson, zanlı Cole Thomas Allen’ın etkisiz hale getirilme biçimindeki mantıksızlığa dikkat çekti. ABD güvenlik protokollerine göre tüfekle koşan bir saldırganın doğrudan hayati organlarından vurulması gerektiğini belirten Johnson, sahadaki tabloyu şu sözlerle özetledi:
"Zanlının yerde kelepçeli yattığı fotoğraflarda gövde kısmında herhangi bir kurşun izi görünmüyor. Ateşli silahla koşan birine karşı ölümcül güç kullanılır; ancak o vurulmadı, sadece yere yıkılarak yakalandı. Ayrıca yerde yatan zanlıya tıbbi müdahale (EMT) uygulanmasında hiçbir aciliyet belirtisi yok. Bu tablo, olayın bir mizansen olduğunu kanıtlıyor."
Johnson, bu tür bir kurgunun Trump’ı "sürekli hedef alınan ama yıkılmayan lider" figürü olarak tahkim etmek amacıyla tasarlandığı görüşünü dile getirdi.
Güvenlik protokollerindeki en büyük hatanın tahliye sırasında yaşandığını vurgulayan Johnson, Gizli Servis’in öncelik sıralamasının çöktüğünü belirtti. J.D. Vance’in Trump’tan önce sahneden çıkarılmasının bir "felaket" olduğunu söyleyen Johnson, şunları kaydetti:
"Sahnedeki bir numaralı isim Trump’tır. Gizli Servis’in Trump’ın üzerinde olması gerekirdi. Ancak tahliye işlemi yaklaşık 30 saniye sürdü. Bu protokol dışıdır. Tehdit anında başkanı derhal oradan çıkarmanız gerekir; bunu yapmadılar. Amerikan medyası ise bu fiyaskoyu harika bir işmiş gibi sunuyor; bu tamamen bir saçmalıktan ibaret."
Saldırgan Cole Thomas Allen’ın yazdığı iddia edilen manifestonun teknik detaylarına da değinen Johnson, sıradan bir saldırganın "iri saçma" (buckshot) seçimi ve mühimmatın duvarlardan geçişini hesaplamasının bir yönlendirmeye işaret ettiğini savundu. Zanlının Kaliforniya’dan Washington’a trenle gelmesinin, ABD’nin iç hatlardaki güvenlik açıklarını önceden bilen bir akıl tarafından planlandığını ifade etti.
Larry Johnson, ABD istihbaratının geçmişteki operasyonlarına atıfta bulunarak, FBI’ın olay kurgulama konusundaki "sabıkalı" geçmişini hatırlattı. Michigan Valisi Whitmer olayındaki FBI muhbirlerinin rolünü örnek gösteren Johnson, İran’ın Trump’a suikast düzenleyeceği iddialarını da "istihbarat kurgusu" olarak nitelendirdi.
Ulusal'da yer alan habere göre Johnson, sözde İran komplosunun elebaşısının bir DEA muhbiri olduğunun açık kanıtları bulunduğunu belirterek, bu tür senaryoların İran’a saldırmak için meşruiyet zemini oluşturmak amacıyla kurgulandığını söyledi. Johnson’a göre Washington Hilton’daki son olay, ABD’nin kendi içindeki bölünmüşlüğü ve istihbarat servislerinin "yönlendirme" operasyonlarını gizleyemediği bir tiyatrodan fazlası değildir.