İran’ın Ankara Büyükelçisi Habibullah Zadeh, İran’a yönelik saldırıların yalnızca askeri bir çatışma değil, küresel düzenin geleceğini ilgilendiren bir kırılma olduğunu söyledi. Bölgesel güvenliğin dış müdahalelerle sağlanamayacağını vurgulayan Büyükelçi, komşu ülkeler için çözüm önerisi sundu.
Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM)’nin Ankara’da düzenlediği “İran’ın Haklı Savaşı, Bölgesel-Küresel Etkileri ve Adil Yeni Bir Dünya” başlıklı toplantıda konuşan İran İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Dr. Mohammad Hassan Habibullah Zadeh, İran’a yönelik saldırıların yalnızca iki ülke arasında yaşanan askeri bir gerilim olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi. Büyükelçi, yaşananların bölgesel güvenlik mimarisini ve uluslararası sistemi doğrudan etkileyen daha geniş bir kırılmanın parçası olduğunu dile getirdi.
Aydınlık'ta yer alan habere göre konuşmasının ilk bölümünde savaşın nedenlerine değinen İranlı diplomat, mevcut gerilimin geçici bir askeri çatışma olarak okunmasının eksik kalacağını vurguladı. Habibullah Zadeh, bunun arkasında iki farklı siyasal anlayışın karşı karşıya geldiğini belirterek şunları söyledi:
“Bu savaşı sadece geçici bir askeri çatışma olarak değerlendirmek mümkün değildir. Aksine, küresel düzene ilişkin iki farklı yaklaşımın karşı karşıya gelmesi bağlamında analiz etmek gerekiyor. Bir yanda hegemonya, müdahale ve üstünlük arayışına dayalı bir yaklaşım; diğer yanda ise bağımsızlık, caydırıcılık ve direnişi esas alan bir yaklaşım bulunmaktadır.”
İran’ın son yıllarda bağımsız bir bölgesel aktör olarak öne çıkmasının bazı küresel güçlerin çıkarlarıyla çatıştığını vurgulayan Habibullah Zadeh, bu durumun özellikle güvenlik alanında baskı mekanizmalarını beraberinde getirdiğini söyledi.
Büyükelçi, konuşmasında uluslararası hukuk vurgusu da yaptı. Güç kullanımının uluslararası hukukta yasak olduğunu ancak meşru müdafaa hakkının bunun istisnası sayıldığını hatırlatan Habibullah Zadeh, İran’ın son karşılıklarını bu çerçevede değerlendirdiğini anlattı:
“İran, savaşın başlatıcısı değil, fiili bir tehdide karşılık veren taraf olduğunu ortaya koymaya çalışmıştır. Ancak uluslararası siyasetin gerçek ortamında saldırı ile savunma arasındaki sınır her zaman tartışılmaktadır. Her aktör kendi anlatısını meşru kılmaya çalışır. Bu nedenle bu savaşı anlamak, anlatıların savaşını dikkate almadan mümkün değildir.”
İsrail’in bölgede bağımsız güç merkezlerini sınırlandırmaya çalıştığına dikkat çeken Habibullah Zadeh, ABD de bu stratejiyi güçlendirmek istediğini söyledi. Büyükelçi, yaşananların gerilimi azaltmadığını, aksine bölgede daha derin bir güvensizlik sarmalı oluşturduğunu ifade etti.
Konuşmasının ikinci bölümünde bölgesel sonuçlara değinen Habibullah Zadeh, Batı Asya’da güvenliğin dış müdahalelerle sağlanamayacağını söyledi.
“Bu savaşın en önemli mesajını tek cümleyle ifade edecek olursak o mesaj şudur: ‘Orta Doğu’da güvenlik ithal edilemez.’ Bölgede onlarca yıldır süregelen dış müdahaleler kalıcı güvenlik sağlamadığı gibi çoğu zaman krizleri derinleştirmiştir.”
İran’ın güvenliğin yerelleştirilmesi yaklaşımını savunduğunu belirten Büyükelçi, bölge ülkelerinin kendi güvenliklerini dış aktörlere bırakmadan birlikte inşa etmesi gerektiğini kaydetti. Bu yaklaşımın stratejik bağımlılığı azaltacağını, bölgesel güveni artıracağını ve büyük güç rekabetinin alanını daraltacağını söyledi.
Habibullah Zadeh, bölgede son yıllarda İran’ın tehdit olarak gösterilmesinin bilinçli bir siyasal söylem olduğunu belirtti. Bu yaklaşımın gerilimi azaltmadığını, tersine yeni ayrışmalar yarattığını dile getiren Büyükelçi, bölgesel güvenliğin ortak çıkar, karşılıklı saygı ve müdahalesizlik temelinde yeniden kurulması gerektiğini ifade etti.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik politikalarının bölgedeki tüm ülkeler açısından ciddi bir uyarı olduğunu söyleyen Habibullah Zadeh, hiçbir devletin bu tür krizlerin sonuçlarından tamamen uzak kalamayacağını belirtti.
Konuşmasının üçüncü bölümünde komşu ülkelerin sorumluluğuna dikkat çeken İranlı Büyükelçi, çözümün bölge ülkelerinin ortak iradesinden geçeceğini söyledi:
“Bölgenin geleceği Washington ya da Tel Aviv’de değil, bölge başkentlerinde şekillenecektir. Eğer bölge ülkeleri işbirliği yönünde adım atarlarsa büyük güçlerin rekabet alanına dönüşmekten kaçınılabilir. Ancak ihtilaflar ve güvensizlikler devam ederse bu döngü kırılmayacaktır.”
Habibullah Zadeh, İran’a karşı yürütülen son saldırıların yalnızca askeri bir mesele olmadığını belirterek bunun aynı zamanda uluslararası sistemdeki derin kırılmaların yansıması olduğunu vurguladı:
“Bu savaşın açık mesajı şudur: Gelecek ya içsel ve işbirliğine dayalı olacaktır ya da sürekli tehdit altında kalınacaktır. Bugün bölgemizde her zamankinden daha fazla akılcılığa, diyaloğa ve yakınlaşmaya ihtiyaç vardır. Daha istikrarlı ve adil bir gelecek çatışmayla değil, komşular arasındaki işbirliğinden doğacaktır.”
Habibullah Zadeh, konuşmasının en dikkat çeken bölümünde bölgesel krizden çıkış için uygulanabilir çözüm önerilerini beş maddede şöyle sıraladı:
- Birincisi bölgesel diyalog mekanizmalarının oluşturulmasıdır; komşu ülkeler arasında kalıcı bir platform kurulması yanlış anlamaları azaltacaktır. Bu diyaloglar kapsayıcı olmalı ve hiçbir aktör dışlanmamalıdır.
- İkincisi ortak güvenlik ilkeleri üzerinde uzlaşmaktır; bölge ülkeleri ulusal egemenliğe saygı, iç işlerine müdahale etmeme ve anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözümü üzerinde anlaşabilirler.
- Üçüncüsü sivil alanlarda işbirliğidir; ekonomi, enerji, çevre ve ulaştırma alanlarındaki işbirliği karşılıklı pozitif bağımlılığı artırarak gerilimi azaltıcı bir rol oynar. Bu bağımlılık başlı başına gerginliğe karşı caydırıcı bir etki yaratır.
- Dördüncü konu kutuplaşmadan ve ayrışmadan kaçınmadır; yapay kutuplaşmalar bölgenin en büyük sorunlarından biridir.
- Beşincisi ise dış aktörlere olan bağımlılığın azaltılmasıdır. Güvenlik alanında dışa bağımlılık azaldıkça bölgesel çıkarlara dayalı bağımsız karar alma olasılığı artacaktır.