Trump’tan İtibar Kurtarma Hamlesi:Müzakere Yalanları İfşa Oldu!

ABD Başkanı Trump, İran’ın doğrudan görüşme taleplerini reddetmesi üzerine, temsilcilerinin Pakistan seyahatini “kendisinin iptal ettiğini” iddia ederek bir itibar kurtarma operasyonuna girişti. “İranlılar bizi istedikleri zaman arayabilir” gibi çaresiz çağrılar yapan Trump, bir yandan da “savaşı henüz değerlendirmedik” diyerek elindeki kozların tükendiğini itiraf etti. Demokrat cepheden gelen sert eleştiriler ise Trump’ın iç siyasette de sıkıştığını gösteriyor.


25.04.2026 21:37:00   Dünya


İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin İslamabad ziyareti sonrası herhangi bir doğrudan temas kurulmazken, ABD Başkanı Donald Trump bu kez de “temsilcilerinin Pakistan’a gitme kararını kendisinin iptal ettiğini” öne sürdü.

Trump’ın açıklamaları, diplomatik açıdan yaşanan başarısızlığı perdeleme çabası olarak yorumlandı. Ancak sahadaki tablo, İran’ın kararlı ve değişmeyen tutumu karşısında Washington’un beklentilerinin boşa çıktığını ve Trump’ın da bunu “önceden ben engelledim” söylemiyle telafi etmeye çalıştığını gösteriyor. Bu yaklaşım, uluslararası siyasette sıkça görülen “yenilgiyi başarı gibi sunma” stratejisinin güncel bir örneği olarak değerlendiriliyor.

“18 saatlik uçuşa değmez” çıkışıyla gerçeği örtme çabası

Trump’ın kullandığı ifadeler, aslında başarısızlığı gizlemeye dönük bir çerçeve. “Witkoff ve Kushner’a söyledim: 18 saatlik yolculuk yapmayın, boş konular için oturup konuşmayın” sözleri, somut bir müzakere zemininin oluşmadığını dolaylı biçimde ortaya koydu.

Oysa günlerdir ABD basını, bu temasların önemli sonuçlar doğuracağı yönünde bir algı oluşturuyordu. Gelinen noktada ise Trump’ın, sonuçsuz kalan girişimleri sahiplenmek yerine geri adım attığı ve bunu inkâr diliyle kapatmaya çalıştığı görülüyor.

“İran isterse bizi arar” söylemi ve diplomatik sıkışma

Trump’ın “İranlılar istedikleri zaman ABD’yi arayabilir” ifadesi de, Washington’un masaya dönüş arayışındaki ısrarını gösteren bir çıkış olarak değerlendirildi. Ancak İran tarafı daha önce, ABD’nin güvenilirliğine dair ciddi şüpheler nedeniyle yeni bir müzakere sürecine sıcak bakmadığını açıkça ifade etmişti. Özellikle 2015 nükleer anlaşmasının ABD tarafından tek taraflı şekilde sonlandırılması ve ardından uygulanan baskı politikaları, Tahran’ın Washington’a olan güvenini ciddi biçimde zedelemiş durumda.

Savaş ve diplomasi arasında gidip gelen açıklamalar

Axios’a konuşan Trump’ın, “heyet göndermemek savaşın yeniden başladığı anlamına gelmez” yönündeki sözleri ise, hem caydırıcılık iddiasının zayıfladığını hem de net bir stratejinin bulunmadığını ortaya koyuyor. Son dönemde Hürmüz Boğazı çevresinde artırılan askeri hareketliliğe rağmen beklenen siyasi sonuçların alınamaması, ABD’nin sahada istediği karşılığı bulamadığı şeklinde yorumlanıyor.

ABD içinden artan eleştiriler

Öte yandan ABD içinde de İran politikasına yönelik eleştiriler sertleşiyor. Demokrat kanattan Jason Crow, mevcut yaklaşımı “stratejisiz bir çıkmaz” olarak tanımlarken, yeni açıklamalarda “rejim değişikliği” tartışmalarının Kongre gündemine taşınabileceği ifade edildi. Bu durum, Washington’daki dış politika tartışmalarının derinleştiğini ve İran konusunda ortak bir çizginin bulunmadığını ortaya koyuyor. Bir yanda daha sert müdahale çağrıları yükselirken, diğer yanda diplomasi vurgusu yapan kesimler arasında belirgin bir ayrışma yaşanıyor.

müzakere
Trump
İran
Pakistan

Yorumunu Gönder

Yorumlar