Yazilimedya Genel Yayın Yönetmeni Bendiderya kaleme aldığı yazısında İran-ABD savaşında yaşananlara dair kritik mesajlar verdi.
www. yazilimedya.com genel yayın yönetmeni İsmail Bendiderya kaleme aldığı “Müzakere Masasını Yıkan Taraf İran mı Amerika mı?” başlıklı yazısında İran-ABD savaş sürecinde yaşananlar müzakere masası, Trump’ın suikast oyunu, NATO faktörü gibi birçok konuda dikkat çeken detaylara değindi.
Bendiderya yazısında şu ifadeleri kullandı:
Hiçbir gerekçesi olmadan, sırf Siyonist İsrail istiyor diye İran'a saldıran ABD'nin kumarbaz ve tecavüzcü başkanı basına verdiği mülakatlarda son derece tutarsız ve çelişkili ifadeler kullanıyor.
Bir taraftan İran'da okulları ve hastaneleri bombalayıp bu ülkede sivil halkı hedef alıyor, diğer taraftan vatanını savunan İran'ın; ABD'ye ait askeri üsleri ve saldırgan Siyonist İsrail'in askeri merkezlerine misilleme yapmasını terör ve saldırganlık olarak niteliyor!
Binlerce mil okyanus ötesinden gelip Hürmüz Boğazı' nda ahkâm kesmeye çalışan Trump bu bölgede ne aradığını ve niçin geldiğini kendisi de bilmiyormuş gibi konuşuyor.
Epstein dosyalarında ona ait ahlaksız ve rezil görüntülerin başına servis edilmesinin seçimlerde kaybetmesine neden olacağını biliyor. Onca güç ve yaygarasına rağmen İran konusundaki hedeflerinin hiçbirisine ulaşamayıp hem Amerika hem dünya kamuoyunda bütün itibarını kaybetmesi de onun gelecek seçimlerde hiçbir şansı olmadığını gösteriyor.
Bütün bunlar Trump’ın kabusu…
*
İran'la baş edemeyince müzakere yapalım dedikten sonra şimdi de kaçıncı defadır bu masayı yıkmaya çalışıyor.
Ama büyük bir arsızlıkla, masayı yıkan tarafın İran olduğunu da söylemeden edemiyor.
Trump ve Netanyahu şahsında ABD ve İsrail, kavgada hem dayak yiyip hem kaçarken yaygara yapan korkak çocuklardan farksız…
*
Peki, şimdi masayı yıkan taraf gerçekten İran mı?
Bakalım:
Savaşı başlatan taraf İran değil, Amerika ve katil İsrail olduğu halde bu ikili hala ne İran devletinden ne İran halkından özür dilemiş değil.
Başlattıkları savaşın getirdiği ağır yıkım ve döktüğü onca kanın tazminatını ödemiş, hatta ödemeyi kabul bile etmiş değil.
Eşkıya Trump, müzakere günlerinde Hürmüz Boğazı’na getirdiği onca savaş gemisi ve körfeze yığdığı onca uçak ve ağır silahları hala kime karşı kullanacağını açıklamış değil.
Trump bir taraftan müzakere diyor, ama daha müzakerenin ilk adımında İsrail'i Lübnan'ın üzerine saldırtıyor.
Bir taraftan müzakere derken, daha ilk gün Hürmüz’den geçen gemilere saldırıyor ve ilaç taşıyan bir gemiye el koyuyor!
İran'ın NPT üyesi olarak en doğal hakkı olan uranyum zenginleştirmesini kanunsuz gibi gösteren Trump, NPT üyesi bile olmayan İsrail’in yüzlerce atom bombasına ses çıkarmıyor, kendi depolarındaki yüzlerce atom, hidrojen ve nötron bombası için hiçbir açıklama gereği duymuyor.
Bütün bunlar yetmezmiş gibi müzakere sürecinde basına verdiği açıklamalarda kendisini de, devletini de, ülkesini de bütün dünyaya rezil ediyor ve açıkça kendisini ihbar ederek "biz dünyada korsanlık yapmaya başladık, çok da iyi yaptık çünkü deniz korsanlığı bayağı kârlı bir iş "!diyecek kadar da pervasız bir aptallık sergiliyor.
Açıkça “Ben dünyanın eşkıyasıyım, herkesten haraç alıyorum, bana haraç vermek istemeyen İran'ın diğer ülkelere örnek olmasını istemiyorum "diyemiyor.
İran tarafı haklı olarak "Sen okyanus ötesinden ne hakla benim sınırlarıma geldin? Önce körfeze yığdığın savaş gemilerini geri çek, savaşı durdur, bunca kan döktüğün ve bunca yıkım yarattığın için özür dile, tazminat ödemen gerektiğini kabul et, sonra görüşelim" diyor; ama azgın bir hayvan gibi davranan Trump adeta Firavun tavrıyla " İran'ın önerisini beğenmedim" diyor.
Dünya böyle bir zulme şahit olmadı.
*
Amerika ve İsrail İran’a saldırıyor, yüzlerce okulu ve hastaneyi yerle bir ediyor, elektrik ve su tesislerini vuruyor, köprüleri yıkıyor, sivilleri katlediyor ve utanmadan bu korsanlıkla, bu hırsızlık ve haydutlukla da övünüyor.
İran ise şanlı bir şekilde vatanını savunuyor. Trump’a eğilmiyor, Siyonist İsrail'in şımarık suratına tokat üstüne tokat atıp onu yerine oturtuyor.
Ama her nasılsa, Birleşmiş Milletler ve Güvenlik Konseyi saldırgan Amerika ile İsrail'i kınamıyor, onlara hala hiçbir yaptırım uygulamıyor!
Dünyanın en güçlü silahı olan medyayı elinde bulunduran Siyonist çeteler sürekli İran'ın barışa yanaşmadığı yalanıyla dünya kamuoyunu saptırmaya çalışıyorlar.
Oysa masayı yıkan taraf İran değil Amerika’dır.
Hem de ilk defa değil; Amerika bunu tam 4 defa tekrarladı.
Kumarbaz ve tecavüzcü Trump’ın bütün bu rezaletleri örtbas edebilmek için kendisine düzenlediği suikast tiyatrosu da tam 4 kere tekrarlandı.
İran'la baş edemeyince NATO’yu yardıma çağırdı.
AB’ye “gel yardım et” diye yalvardı.
Onlar İran'la karşı karşıya gelmek istemeyince de hepsine küfürü basıp “Allah belanızı versin! Defolun! Zaten size ihtiyacım yok! Dedi ve ertesi gün gümrük vergilerini artırdı!
Sarı Şeytan Trump çaresizlik içinde kıvranıyor, hamuru onursuzlukla yoğrulduğu için, onurlu bir çıkış bulamıyor.
*
Artık Amerikalılar bile Trump'ı alaya alıyor, hatta ona duydukları öfkeyle milyonlar halinde Amerika'da protesto gösterileri yaparak “padişah” ın gitmesini istiyorlar. Trump’ın kendi halkına da krallık taslaması ABD halkını galeyana getirmiş durumda.
Ne yapacağını bilemez halde olan Trump şimdi gerisin geriye dönüp gitse rezil bir dönüş olacak; yeniden İran'a saldırsa tekrar ağır darbeler alıp yine barış için yalvaracak...
Yukarı tükürse bıyık, aşağı tükürse sakal...
Sarı şeytan çaresiz ve şaşkın.
Dünyanın artık bu kuduz çeteye dur demesi gerekiyor, ama şimdi İran’dan başka kimse de bu cesaret yok.
Dünyanın başına bela olan bu kuduzlar ordusuyla tek başına savaşan İran'ı ayakta alkışlamamak mümkün deği