ABD, İran’a saldıracak oluyor bir zamandır. On iki gün savaşından sonra, biraz yoğurdu üfleyerek yemekten yana gibi ama belli olmaz.
Bu defa, İran’da iç karışıklık çıkartma ve psikolojik savaş yöntemini uygulamaya koydu. Televizyonlar İran’da ekonominin ne kadar kötü gittiğini anlatıyor. Ambargoya direndiğini anlatan yok. On yıllarca Amerikan ambargosu altında kalırsan ekonomin elbette iyiye gitmez. Yaşı uygun olanlar hatırlar. Kıbrıs Barış Harekatı’ndan sonra benzer ambargolar uygulandığında bizim ekonomimiz de kötüye gitmişti. Bugün de ekonomimizin parlak gittiği söylenemez. Ne yapalım? Batılı emperyalistlerle birlikte ülkemize hücum mu edelim?
İran yönetimi baskıcıymış! Fetöcülere, ana muhalefet partisine sorun bakalım, ülkemizdeki yönetim için ne diyorlar? Epstein belgelerinde hedefe konan dünyadaki beş ülke liderinden biri kim? Hakkımızda yapılınca, çok haklı olarak kabul edemeyeceğimiz iddia ve suçlamaları, niçin komşumuz İran hakkında yapıyoruz ? İran’ı eleştirme merakı olanlar için ABD’nin saldıracağı zamandan uygunu yok mudur?
Karşımızda hiçbir kural tanımadan düşmanlık yapan ABD ve İsrail var. Ortak düşmanımız. Televizyonlarda nutuk atanlar, İran’a saldırmaya cüret eden ABD’nin, bize gelince duracağını mı sanıyor? Yoksa, emperyalistlere yaranmaya çalışarak paçayı kurtarabileceğimiz ümidi mi var?
ABD’nin bölgemizde ve dünyada yaptıklarından sonra adeta garip bir zevkle İran’a saldırmasını bekleyenlere ne diyelim? “Hay, İran kadar taş düşsün başınıza!”