İran ve ABD’nin Venezuela gerginliğini nasıl okumalıyız...

Hürriyet Varol 29.5.2020 09:34:05
Amerika’nın ihtar ve uyarılarına rağmen benzin ve petrol ürünleri yüklü dev İran gemileri güney Amerika ülkesi Venezuela’ya doğru ilerlemeye devam etmekte hatta birkaçının o ülkedeki limanlara vardığı söyleniyor. 

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun, rafinerilerin çalışamaması nedeniyle ülkedeki benzin sıkıntısını önlemek için İran'dan yardım istemesi üzerine akaryakıt taşıyan beş tanker Venezuela'ya doğru yola çıktığı haberleri yayılmaya başlamıştı.

İran devlet televizyonu, "Fortune", "Forest", "Faxon", "Petunia" ve "Clavel" isimli, toplamda 1 milyon 53 bin varil akaryakıt taşıyan beş petrol tankerinin Venezuela'ya doğru yola çıktığını açıklamıştı.

Venezuela BM temsilcisi İran’ın bu girişimini iki ülke arasında unutulmaz tarihi bir hamaset ve dayanışma olarak niteledi. Barış ve bağımsızlık yolunda verilen mücadelede dönüm noktası olduğunu söyledi. 

İran cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve dışişleri bakanı Zarif Amerika’nın tehditkar tavırları misliyle karşılık bulacak mesajları verdi. Dünya üzerinde propagandayla, sahte kabadayılıkla nam salmış bir Amerikan klasiği. Böyle bir ABD fotoğrafı doğrultusunda yine dünya ajansları heyecan dolu ve hareketli film ve haberler üretiyor. Peki bu haberler ve filmin aslı nedir?

Amerika’nın yanı başında bulunan, dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip ülkelerinden Venezuela, yaptırımlar ve ekonomik kriz nedeniyle petrol rafinerilerini etkin çalıştıramıyor. Bu yüzden petrol ihracatçısı ülke Venezuela, baskı ve yaptırımların etkisiyle şiddetli yakıt ve benzin sıkıntısı çekiyor, benzin istasyonlarında uzun kuyrukların oluştuğu da gelen haberler arasında. Bu baskı ve yaptırımlar son bir yıldır Amerika’nın bu ülkede rejim değiştirme, ihtilal yaptırarak iç savaş çıkarmak, türlü entrikalar ile bölüp parçalamaya kadar varan müdahaleleri ile devam ediyor. Amerika’nın sonuçsuz kalan girişimlerine rağmen, hala umudu yitirmiş değil, ikinci bir Küba örneğinin, kıtasında türemesine izin vermeyecek psikolojisiyle ataklar geliştiriyor.

Peki Venezuela neden böyle bir siyasi baskı, ekonomik kuşatma ve yaptırımlarla karşı karşıyadır? Cevabını, Amerika’nın aynı baskıları ve yaptırımları yaptığı İran, Rusya, Çin, Kore, Suriye, Küba, Hizbullah, Hamas tüm direniş kurum ve kuruluşları ile ilgili baskı ve yaptırımlarında aramak lazım ve ararken de şunu çok net bir şekilde göreceğiz ki Amerika, dünyayı büyük bir köye dönüştürüp kendisini de o köyün ağası ilan etmek istiyor. 

Ancak ABD nin yaptırım listesinde yer alan ülkeler arasındaki bu dayanışma ve işbirliği oldukça kaygı vericidir. Dolayısıyla Amerika ne yapıp edip reayayı cesaretleniren köyün şu isyankar delisini durdurmalı ve ya bu işlerden vazgeçirmelidir.

İran'ın belli bir oranda petrolü dönüştürme ve işleme teknolojisini elinde bulundurması, Amerikanın ambargo ve yaptırımlarını delme kabiliyetine sahip olması, onu zaman zaman yaptırım ve ambargo altındaki ülkeler arasında önemli bir yere oturtmuş, hatta bazen zor durumlarda kurtarıcı ve cephe lideri haline getirdiğide bir gerçek.

Amerika’nın  bu yolda önünde engeller var ve bu engellerin kaldırılması gerekiyor. 

Ama nasıl? 

Bilindiği üzere ağalık yolunda ABD tekerlerine çomak sokanlar var tabii ki. 

Başını, herkesçe malum, bilinen o ülke çekmek üzere birçok ülke, uluslararası kurum ve kuruluş açıkça, gizlemeden, saklamadan, evelemeden, gevelemeden buna karşı bir duruş sergilemiş ve bu duruşu bir cepheye çevirmiştir. Eveleyip gevelemeden diyoruz çünkü dolaylı ve takiyye yoluyla karşı duranları veya duruyor gibi yapanları saymakla bitmez. Amerika’nın dünyaya kurmaya çalıştığı hegemonya, kendisi ve Siyonistler dışında artık herkese zarar veriyor, müttefiklerine bile. Müttefikleri olarak görünen Avrupa ve Ortadoğu ülkeleri içinde sabır taşı çatlayan bazı ülke ve devletleri herkes görüyor. 

Ama bir ülke var ki küresel güçleri oldukça rahatsız ediyor, inat ediyor, planları deşifre ediyor, karşı cephe oluşturup alternatifler üretiyor. Her yerde Amerika’nın uygulamaya çalıştığı planların karşısında bitiyor ve çıkıveriyor, çıkmakla kalmıyor diğerlerine kötü örnek sayılıyor misali çıkışlar ve başkaldırılar için moral ve motivasyon enjekte ediyor, direnişe çağırıyor, direnenlere siyasi, askeri ve lojistik destek sağlıyor. Peki kimdir bu durmadan tekerlere çomak sokan, arı kovanına çöp uzatan ülke? Cevabı herkesçe biliniyor ama yine de biz açıklayalım, açıklayalım ki Sezar’ın hakkını Sezar’a vermiş olalım. İşte cevabı:

2 bin yıllık Şahlık sistemini yıkarak, Orta Doğuda, batılıların piyonunu devirerek, dengeleri bozan, Amerika ve Avrupa ile köprüleri atan İran.

Tüm yaptırımların karşısında geri adım atmadan, kabadayılara onların sesinden daha yüksek sesle karşılık veren İran.

Amerika ve İsrail’e Orta Doğuda kendilerini ve işgal altındaki yerleri koruyabilmek için 1 trilyon dolar yıllık savunma bütçesi yaptıran, harcatan İran.

İsrail’in etrafını çevreleyen halk direniş cephelerini ve örgütlerini mühimmat ve füzelerle donatan İran.

Filistin direnişçilerini, yeraltı bir kalaşnikof örgütü olmaktan çıkarıp füze gücüne dönüştüren İran.

Irak, Yemen ve Suriye’de BOP projelerini yerle bir eden, tarihin çöplüğüne gömen İran.

Amerika ve küresel güçlerin karşısındaki duruşunu kıtalar ötesi ülkelere taşıyan, bunu bir cepheye dönüştüren ve  dünya için direniş örneği sergileyen İran.

Evet İran.

 Amerika’nın ağalık planlarını akamete uğratan, ona karşı cepheleri birçok ülkelere ve bölgelere taşıyan İran. 

Amerika’nın karşısında korku ve tehditlere boyun eğen ülkeleri, zaman zaman diplomasi yeteneği ile etkisi altına çekebilen bir İran. 

Bence de İran. 

Evet, Amerikan açısından durdurulması gereken bir İran. 

Venezuela’ya giden gemi ve petrol tankerleri durdurması  gereken bir İran.

Çünkü bu destek, Amerika’ya karşı duran bu ülkeye ulaşır, o ülke bu destekle ayakta kalmaya, direnmeye devam ederse ağalığa oynayan ABD hegemonyası hayal olur. Olacağa da benziyor, bekleyip görelim.