Berlin Film Festivali’nin (Berlinale) 80’den fazla mevcut ve eski katılımcısı, Gazze’deki işgal ve sesini yükselten sanatçıların “sansürlenmesi” konusunda festivalin “sessizliğini” kınayan açık bir mektubu imzaladı.
Berlin Film Festivali’nin (Berlinale) 80’den fazla mevcut ve eski katılımcısı, Gazze’deki işgal ve sesini yükselten sanatçıların “sansürlenmesi” konusunda festivalin “sessizliğini” kınayan açık bir mektubu imzaladı.
Aktörler Tilda Swinton, Javier Bardem, Angeliki Papoulia, Saleh Bakri, Tatiana Maslany, Peter Mullan ve Tobias Menzies ile yönetmenler Mike Leigh, Lukas Dhont, Nan Goldin, Miguel Gomes, Adam McKay ve Avi Mograbi mektubun imzacılar arasında yer alıyor.
Mektupta, “Sektörümüzdeki kurumların Filistinlilere karşı sürdürülen korkunç şiddete ortak olmayı reddetmesini bekliyoruz,” deniyor.
MEKTUBUN TAM METNİ ŞÖYLE
“Berlinale’ye Açık Mektup — 17 Şubat 2026
Bizler, sektörümüzdeki kurumların Filistinlilere karşı sürdürülen korkunç şiddete ortak olmayı reddetmesini bekleyen, geçmişte ve şu anda Berlinale’ye katılan film çalışanları olarak bu mektubu yazıyoruz. Berlinale’nin, İsrail’in Gazze’deki Filistinlilere karşı sürdürdüğü soykırıma ve Alman devletinin bunu mümkün kılan kilit rolüne karşı çıkan sanatçıları sansürlemeye dahil olmasından büyük üzüntü duyuyoruz. Filistin Film Enstitüsü’nün belirttiği gibi, festival ‘film yapımcılarını denetlerken, Federal Polis’in soruşturmalarına işbirliği yapma taahhüdünü sürdürüyor.’
Geçen yıl, Berlinale sahnesinden Filistinlilerin yaşamı ve özgürlüğü için sesini yükselten film yapımcıları, festivalin üst düzey programcıları tarafından agresif bir şekilde azarlandıklarını bildirdi. Bir film yapımcısının polis tarafından soruşturulduğundan bahsedildi ve Berlinale yönetimi, film yapımcısının uluslararası hukuk ve dayanışmaya dayanan dokunaklı konuşmasının ‘ayrımcı’ olduğunu yanlış bir şekilde ima etti. Başka bir film yapımcısı, Film Workers for Palestine’a [Filistin için Film Emekçileri] geçen yılki festival hakkında şunları söyledi: ‘Havada paranoya, korunmama ve zulüm görme hissi vardı, bu da bir film festivalinde daha önce hiç hissetmediğim bir şeydi.’ Bu kurumsal baskı ve Filistin karşıtı ırkçılığı reddeden meslektaşlarımızın yanındayız.
Berlinale 2026 jüri başkanı Wim Wenders’in film yapımcılığının ‘siyasetin tam zıddı’ olduğu yönündeki açıklamasına şiddetle karşı çıkıyoruz. İkisini birbirinden ayıramazsınız. Almanya devleti tarafından finanse edilen Berlinale’nin, BM İfade ve Düşünce Özgürlüğü Özel Raportörü Irene Khan’ın yakın zamanda Almanya’nın “Filistinlilerin haklarını savunmayı kısıtlamak, halkın katılımını engellemek ve akademi ve sanat alanındaki tartışmaları daraltmak” için gaddar yasayı kötüye kullandığını kınadığı uygulamayı hayata geçirmeye yardımcı olmasından derin endişe duyuyoruz. Bu, Ai Weiwei’nin yakın zamanda Almanya’nın “1930’larda yaptıklarını yaptığını” (ona ‘aynı faşist dürtü, sadece hedef farklı’ diyen röportajcısına katılarak) tanımladığı şeydir. Tüm bunlar, İsrail güçlerinin uluslararası alanda yasaklanmış, ABD yapımı termal ve termobarik silahlar kullanarak 2.842 Filistinliyi “buharlaştırdığı”na dair korkunç yeni ayrıntıları öğrendiğimiz bir dönemde yaşanıyor. İsrail’in soykırım niyetine, sistematik zulüm suçlarına ve etnik temizliğe dair bol miktarda kanıt olmasına rağmen, Almanya Gazze’deki Filistinlileri yok etmek için kullanılan silahları İsrail’e sağlamaya devam ediyor.
Uluslararası film dünyasında rüzgar yön değiştiriyor. Dünyanın en büyüğü olan Amsterdam Uluslararası Belgesel Film Festivali, ABD’deki BlackStar Film Festivali ve Belçika’nın en büyüğü olan Film Fest Gent dahil olmak üzere birçok uluslararası film festivali, apartheid [yönetimi] İsrail’e yönelik kültürel boykotu destekledi. Hollywood’un önde gelen isimleri ve uluslararası figürler dahil olmak üzere 5.000’den fazla film çalışanı da İsrail film şirketleri ve kurumlarıyla çalışmayı reddettiklerini açıkladı.
Bun rağmen Berlinale, Filistinlilerin yaşam, onur ve özgürlük haklarını onaylayan, İsrail’in Filistinlilere yönelik devam eden soykırımını kınayan ve sanatçıların Filistinlilerin insan haklarını desteklemek için kısıtlama olmaksızın konuşma hakkını savunmayı taahhüt eden bir bildiri yayınlama talebini şu ana kadar yerine getirmedi. Bu, Berlinale’nin yapabileceği ve yapması gereken minimum şey.
Filistin Film Enstitüsü’nün dediği gibi, ‘Berlinale’nin Filistinlilere yönelik soykırıma karşı kurumsal sessizliği ve film yapımcılarının ifade ve konuşma özgürlüklerini savunma konusundaki isteksizliği bizi dehşete düşürüyor.’
Festivalin geçmişte İran ve Ukrayna’da insanlara karşı işlenen zulümler hakkında net açıklamalar yaptığı gibi, Berlinale’den ahlaki görevini yerine getirmesini ve İsrail’in Filistinlilere karşı işlediği soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarına karşı net bir şekilde karşı olduğunu belirtmesini ve İsrail’i eleştirilerden ve hesap sorma çağrılarından korumaya yönelik tutumunu tamamen sona erdirmesini talep ediyoruz.”