Birleşmiş Milletler’den Filistin’de hiçbir hukuk kuralı gözetmeden keyfi şekilde Filistinli vatandaşları tehcir eden işgal rejimi İsrail’e tepki geldi.
10.07.2022 10:18:37
Dünya
Birleşmiş Milletler teşkilatı, el-Halil'in güneyindeki Mesafir Yatta bölgesinde yaşayan Filistinlilerin zorla tehcir edilmesini 4. Cenevre Anlaşması'na çok açık bir şekilde muhalefet edilmesi anlamına geleceği ve savaş suçu sayılacağına dair işgalci İsrail'e uyarıda bulundu.
BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi tarafından yapılan açıklamada, uluslararası hukukun işgal edilen Filistin topraklarında yaşayan Filistinli sivillerin zorla yurtlarından çıkarılmasına engel teşkil ettiğine dikkat çekerek, Siyonist İsrail'in zorla tahliye, kasıtlı yıkım, askeri eğitim gibi çalışmalar da dahil tüm zorlayıcı tedbirlerine son vermesi gerektiğini hatırlattı.
OCHA yaptığı açıklamada, 55 yıldan beri devam eden işgal süresince sürdürülen göçe zorlama ve işgal edilmiş toprakların kimliğini değiştirme çabalarının uluslararası hukuka ve hukuki açıdan bağlayıcı sayılan Güvenlik Konseyi kararlarına aykırı olduğunu dile getirdi.
Açıklamada Mesafir Yatta bölgesinde toplamda 569'u çocuk 1150 kişiden oluşan 215 Filistinli ailenin evlerinin yıkılması tehdidiyle karşı karşıya olmaları sebebiyle büyük sıkıntı yaşadığına dikkat çekildi. Bunun yanı sıra civardaki kaçak işgalci yerleşim merkezlerinde ikamet eden yerleşimcilerin sürekli devam eden tehdit ve saldırılarına maruz kaldıkları ifade edildi.
BM kararlarında ve uluslararası hukuka göre İsrail işgal rejiminin, siyonistlerin 1967 Haziran Savaşı'nda ele geçirdiği Batı Şeria'nın ve Doğu Kudüs'ün tamamı üzerindeki varlığı işgal ve bu bölgelere inşa edilmiş olan işgalci yerleşim merkezlerinin tümü de gayrimeşru olarak tanımlanıyor.
El-Halil'in Mesafir Yatta bölgesinde de, "askeri eğitim alanı" olduğu iddiasıyla 12 yerleşim bölgesinin boşaltılması yönündeki işgal ve gasp kararına yapılan itiraz işgal rejiminin Kudüs'teki Yüksek Mahkeme'si tarafından reddedilmişti. Bu karar ise dört bin civarında Filistinlinin tehcir edilmesi anlamına geliyor.
İşgal rejiminin bütün bu arazilere el koymasının asıl amacı ise buraları işgalci göçmenlere verebilmek için oraların asıl sahiplerini göçe zorlamak.
Cenevre Haklar ve Özgürlükler Konseyi konuyla ilgili açıklamasında işgal rejimi Yüksek Mahkemesi'nin kararının bir savaş suçu olduğuna dikkat çekmişti.