Arap dünyasının önde gelen analistlerinden Abdülbari Atvan, Maskat’taki İran-ABD müzakerelerini Trump’ı kurtarma girişimi olarak nitelendirdi.
Arap dünyasının önde gelen analistlerinden Abdülbari Atvan, Umman’ın başkenti Maskat’ta İran ile ABD arasında yapılan müzakerelere ilişkin olarak “Şua” adlı YouTube kanalına değerlendirmelerde bulundu. Atvan, “Size müjde veriyorum; gelecek Direniş Ekseni’nin ve İran’ındır. Maskat’ta yapılan müzakereler, ABD Başkanı Donald Trump’ı kurtarmaya yönelik bir girişimdi” dedi.
Atvan, bu görüşmelerin başarıyla sonuçlanıp sonuçlanmamasından bağımsız olarak, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak bir saldırıyı ertelemesinin gerçek nedenlerini ortaya koyduğunu belirterek, toplantının fiilen Trump’ın itibarını korumak amacıyla yapıldığını söyledi. İran’ın müzakerelere son derece güçlü bir pozisyonla katıldığını vurguladı.
Atvan’a göre İran’ın bu müzakerelerdeki güçlü duruşunun nedeni, ABD ve İsrail’in başlangıçta üç başlıkta pazarlık dayatmasıydı: İran’ın nükleer programı ve uranyum zenginleştirmenin durdurulması, özellikle işgal altındaki toprakların derinliklerine ulaşabilen gelişmiş ve hipersonik İran füzeleri ile İran’ın bölgedeki direniş gruplarına sağladığı mali ve askeri desteğin sona erdirilmesi. Atvan, ABD ve İsrail’in bu taleplerle İran’ı teslim almaya çalıştığını, ancak İran’ın yalnızca nükleer dosya konusunda müzakere edeceğini ve zenginleştirmeden asla vazgeçmeyeceğini açıkça ilan ettiğini aktardı.
ABD’nin daha sonra “ya üç dosya birlikte masaya yatırılır ya da müzakere olmaz” tutumunu benimsediğini söyleyen Atvan, İran’ın buna karşılık olarak “bu şartlarda müzakere de olmaz; nasıl davranacağımızı biliriz” dediğini belirtti. Atvan, devamında ABD’nin geri adım attığını ve müzakerelerin yalnızca nükleer konuya odaklanmasını, İran’ın şartlarını kabul etmek zorunda kaldığını ifade etti.
Atvan, İran’ın bu müzakerelere güçlü bir konumla katılmasının bir diğer nedeninin de ABD’ye karşı sahadaki fiili hamleleri olduğunu belirterek, gelişmiş bir İran İHA’sının bir Amerikan uçak gemisi üzerinde uçurulmasının Washington’a açık bir mesaj verdiğini söyledi. Bu adımın, son derece hassas ve gergin bir bölgesel ortamda atıldığını ve ABD ile İsrail için ciddi meydan okumalar içerdiğini dile getirdi.
Atvan’a göre bir diğer önemli konu ise İran’ın son derece gelişmiş ve hipersonik Hürremşehr-4 füzesi. Bu füzenin ses hızının 16 katına ulaştığını, yaklaşık 10 dakika içinde Tel Aviv’e ve İsrail’in kontrolündeki bölgelerin derinliklerine erişebildiğini belirten Atvan, yüksek patlayıcı taşıma kapasitesi ve manevra kabiliyeti sayesinde İsrail rejiminde ciddi bir korku yarattığını söyledi. Atvan, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun, İsrail’in savunma sistemlerinin bu füzeyi engelleyememesi nedeniyle Trump’tan saldırının durdurulmasını istediğini aktardı.
Atvan, Hürremşehr füzesi dışında İran’ın müzakerelerdeki üstün konumunu gösteren üç önemli faktöre daha dikkat çekti:
Birincisi, Çin’in İran’ı son derece gelişmiş radar sistemleriyle donatmış olmasıdır. Bu radarlar sayesinde Amerikan ve İsrail silah sistemlerinin hedeflerine ulaşması büyük ölçüde engellenmektedir.
İkincisi, Rusya’nın İran’a gelişmiş füze ve hava savunma sistemleri sağlamasıdır. Atvan’a göre İran, 12 günlük savaş sırasında bu alanlarda bazı zayıflıklar yaşamıştı.
Üçüncüsü ise Pakistan’ın, ileri düzey savunma ve taarruz teknolojilerini İran’a aktarmasıdır. Atvan, Pakistan’ın, İran’dan sonra nükleer silaha sahip olması nedeniyle ABD ve İsrail’in hedefi haline geleceğini düşündüğünü, bu nedenle İran’la iş birliğini artırdığını ifade etti.
Atvan, tüm bu gelişmelerin ABD’yi zayıf bir konuma sürüklediğini belirterek, “Bu nedenle bu müzakereler Trump için bir kurtuluş ipine dönüşmüştür” dedi. Trump’ın, İran’ın müzakere masasında taviz verdiğini iddia ettiğini söyleyen Atvan, bunun gerçeği yansıtmadığını, ABD ve İsrail’in korku içinde olduğunu savundu. Olası bir savaşta İran’ın üstün geleceğini, İsrail’i ağır bir yenilgiye uğratabileceğini ve Orta Doğu’daki 55 Amerikan üssünü hedef alabileceğini iddia etti. Atvan ayrıca, İran Yüksek Ulusal Savunma Konseyi Sekreteri Ali Şemhani’nin, savaşın ilk gününde İsrail’in yıkıcı ve ölümcül bir darbe alacağını söylediğini hatırlattı.
Atvan, ABD ve İsrail’in tehditlerinin büyük ölçüde söylemden ibaret olduğunu, İran’ın ise bu savaşın bölgesel bir çatışmaya dönüşeceğini ve Irak, Lübnan, Yemen başta olmak üzere tüm direniş gruplarının bu sürece dahil olacağını açıkladığını vurguladı.
Atvan, değerlendirmesinin sonunda Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan’ın, Maskat müzakerelerinin ABD ile İran arasındaki savaş ihtimalini ortadan kaldırdığını söylediğini hatırlatarak, bu sözlerin son derece önemli ve yerinde olduğunu ifade etti. Atvan’a göre, büyük bir bölge ülkesinin dışişleri bakanının bu yöndeki açıklaması, müzakerelerin Trump’ı savaş seçeneğinden vazgeçirdiğini göstermekte; ABD’nin geri adım atmasıyla İsrail’in de çıkmaza gireceğini ve İran’ın her geçen gün daha da güçleneceğini ortaya koymaktadır.