İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Şehit Süleymani anmasında ABD ve İsrail’i “devlet terörizminin baş aktörleri” olarak tanımladı.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, altıncı yıl dönümünde düzenlenen Şehit Kasım Süleymani’yi anma töreninde yaptığı konuşmada, İran milletinin şehitlerin yoluna bağlılığını vurgulayarak, “İran halkı, Şehit Süleymani’nin yolunu, ahlakını ve ideallerini tüm gücüyle sürdürmeye kararlıdır” dedi.
Tahran’daki İmam Humeyni (ra) Büyük Musallası’nda halkın geniş katılımıyla gerçekleştirilen törende konuşan Pezeşkiyan, İslam İnkılabı Rehberi’ne hayırlı ve bereketli bir ömür temennisinde bulunarak, Şehit Süleymani’yi ahlakta, dürüstlükte, cesarette, hak savunuculuğunda ve mazlumları fiilen savunmada eşsiz bir örnek olarak niteledi. Pezeşkiyan, bugün İran halkını bir araya getiren şeyin, şehitlerin ve özellikle Şehit Süleymani’nin yolu olduğunu ifade etti.
Törenin, Ali bin Ebu Talib’in (a.s) doğum gününe denk gelmesine dikkat çeken Pezeşkiyan, Hz. Ali’nin yaşam tarzı ve vasiyetlerinin Şehit Süleymani’nin davranışlarında açıkça görüldüğünü belirterek; dünyaya değer vermemek, zulme karşı dimdik durmak ve mazlumların yanında yer almanın, onun için sözle değil fiille gerçekleştiğini söyledi.
Pezeşkiyan, Şehit Süleymani’nin hiçbir siyasi grup, parti ya da hizbe sığdırılamayacağını, onun İmam Humeyni’nin yolunda ve İnkılap Rehberi’ne tam bağlılıkla hareket ettiğini vurguladı. Süleymani’nin hiçbir beklenti, ün ya da çıkar gözetmeden, ihtiyaç duyulan her alanda —ister ülke içinde ister mazlum İslam halklarını savunurken— sahada bulunduğunu ifade etti.
Şehit Süleymani’nin küresel bir sembole dönüştüğünü belirten Pezeşkiyan, onun yalnızca İran’da değil, tüm dünyada direnişin ve insanlık onurunu savunmanın simgesi haline geldiğini, hatta ABD’nin kendi içinde dahi şehadetinin ardından anma törenleri düzenlendiğini hatırlattı.
Pezeşkiyan, Nehcü’l-Belağa’dan alıntılarla, hegemonik güçlerin bağımsız toplumları saptırma çabalarına dikkat çekerek, ABD ve işgalci Siyonist rejimin sahte demokrasi ve özgürlük söylemleriyle devlet terörizmine başvurduğunu söyledi. Bu güçlerin, bilim insanlarını, komutanları ve özgürlük önderlerini hedef alarak suikastlar gerçekleştirdiğini, oysa dünyanın asıl suçlularının kendileri olduğunu vurguladı.
Şehit Süleymani’nin, Ebu Mehdi el-Mühendis’in ve diğer komutanlar ile bilim insanlarının şehadetinin bu suçların açık kanıtı olduğunu belirten Pezeşkiyan, İran milletinin bu yoldan asla geri dönmeyeceğini söyledi.
Pezeşkiyan, Şehit Süleymani’yi ulusal birlik, kardeşlik ve dayanışmanın sembolü olarak tanımlayarak; onun nezdinde Kürt, Beluç, Arap ve Acem arasında hiçbir ayrım olmadığını, tek ölçütün mazlumun savunulması ve rehberliğe bağlılık olduğunu ifade etti. Bu modelin İran gençliği ve bölgedeki tüm özgürlük yanlıları için canlı tutulması gerektiğini vurguladı.
Konuşmasının devamında hükümetin yönetici atamalarına değinen Pezeşkiyan, hiçbir ismin parti, hizip ya da kişisel ilişkilere göre seçilmediğini; tüm atamaların uzmanlık, kolektif değerlendirme ve liyakat esasına dayandığını söyledi.
Kaçakçılık, rant ve rüşvetle mücadelede kararlı olduklarını belirten Pezeşkiyan, bu yolda bazı çıkar çevrelerinin rahatsız olacağını ancak geri adım atılmayacağını ifade etti. Hükümetin sübvansiyon sisteminde reforma gideceğini açıklayan Pezeşkiyan, yardımların kesilmeyeceğini, aksine doğrudan halkın hesabına aktarılacağını belirtti.
Halkın geçiminin hükümetin kırmızı çizgisi olduğunu vurgulayan Pezeşkiyan, baskılar ve engelleme girişimlerine rağmen adaletin hayata geçirileceğini söyledi. Ulusal birlik, iç dayanışma ve İslam dünyasının ortak duruşu olmadan zalim ve soykırımcı güçlere karşı durulamayacağını belirten Pezeşkiyan, hükümetin İnkılap Rehberi’nin politikalarını eksiksiz uygulamakla yükümlü olduğunu kaydetti.
Konuşmasının sonunda Pezeşkiyan, şehitlik kültürüne dikkat çekerek, İran milletinin tehditlerle sindirilemeyeceğini, devrim, ülke ve mazlum halklar uğruna her türlü fedakârlığa hazır olduklarını söyledi. Program, şehitlerin anısına yapılan saygı duruşu, direniş sloganları ve Şehit Süleymani başta olmak üzere direniş şehitlerinin yüceltilmesiyle devam etti.