Görevinden istifa eden Truss, Başbakan olarak görev yaptığı zamandan bu yana, zorluklarla yüzleşmek gerektiğine her zamankinden daha fazla ikna olduğunu belirterek, "İngiliz halkına inanıyorum ve önümüzde daha parlak günler olduğunu biliyorum." dedi.
Konuşmasında, Başbakan olarak görev yapmanın büyük bir onur olduğunu dile getiren Truss, hükümetinin, ekonomik olarak zor dönemlerde aileler ve işletmelerin yanında acil ve kararlı şekilde hareket ettiğini belirtti.
Truss, "Başbakan olarak geçirdiğim zamandan beri, cesur olmamız ve karşılaştığımız zorluklarla yüzleşmemiz gerektiğine her zamankinden daha fazla ikna oldum." ifadesini kullandı.
Seçim kampanyası sürecinde sıklıkla "vergi indirimleri" vaadini öne çıkaran Truss'ın, başbakanlık görevini devralmasının ardından hükümet 23 Eylül'de toplam 45 milyar sterlini bulacak vergi kesintilerinin uygulanmasına hazırlanıldığını açıklamıştı.
Bu durum, ülkenin dış borçlanmasının yükseleceği beklentilerini artırarak sterlinin sert değer kaybı yaşamasına neden olmuştu.
Ekonomik planlara yönelik sert eleştirilerin ardından İngiliz hükümeti, yüzde 45'lik en yüksek gelir vergisi oranını kaldırma planından vazgeçmişti.
Daha önce pek çok kez vergi indirim planının arkasında duran Truss, 14 Ekim'de kamuoyu baskısına dayanamayarak Kwasi Kwarteng'i Maliye Bakanlığı görevinden alarak yerine Jeremy Hunt'ı getirmişti.
Ciddi piyasa oynaklığına neden olan "hatalar" için özür dilemesine karşın Truss'un görevde ne kadar kalacağı konusunda İngiliz kamuoyunda tartışmalar çoktan başlamıştı.
İngiltere'de art arda siyasi ve ekonomik çalkantıların yaşanmasının ardından Başbakan Truss, 20 Ekim'de istifa ettiğini duyurmuştu.