Epstein dosyaları üzerinden soruşturma yürüten Polonya, Norveç, Letonya, İngiltere ve Almanya’nın ABD’den bilgi ve delil talep ettiği ancak Washington’un bu taleplerin hiçbirine henüz yanıt vermediği bildirildi.
Jeffrey Epstein soruşturması kapsamında Avrupa'da yeni bir süreç başladı. Birden fazla Avrupa ülkesinin, dosyalarda yer alan kendi vatandaşları ve ülkeleriyle bağlantılı iddiaları araştırabilmek için ABD'den belge ve delil talebinde bulunduğu, ancak Washington yönetiminden henüz yanıt alamadığı bildirildi.
ABD'de geçtiğimiz yıl kamuoyuna açılmaya başlayan Epstein belgeleri, 2008'de fuhuş suçlamalarını kabul eden ve 2019'da federal gözaltında hayatını kaybeden Jeffrey Epstein'ın uluslararası çevresini yeniden gündeme getirdi.
Dosyaların yayımlanmasının ardından ABD'de yeni bir suçlama yöneltilmezken, Avrupa'daki bazı adli makamlar Epstein'la bağlantılı olabilecek olaylar konusunda kendi soruşturmalarını başlattı.
Polonya yönetimi, Epstein dosyalarında ülkeyle bağlantılı unsurların yanı sıra Epstein ile Rus istihbaratı arasında olası ilişkileri de araştırmaya hazırlanıyor.
Polonya Ulusal Savcılık Bürosu, ABD makamlarından dosyalarda yer alan Polonya bağlantılı bölümlerin sansürsüz biçimde paylaşılmasını istedi.
Yetkililer, karşılıklı adli yardım kapsamında nisan ayında ABD Adalet Bakanlığına gönderilen başvuruya henüz cevap verilmediğini açıkladı.
Norveç'te ise eski diplomatlar Terje Rød-Larsen ve Mona Juul ile eski Başbakan Thorbjørn Jagland'ın Epstein ile ilişkileri mercek altında.
Üç isim hakkındaki yolsuzluk iddialarını reddederken, Norveç Ekonomik Suçlar Soruşturma Birimi, Epstein dosyaları konusunda Avrupa'daki diğer ülkelerle işbirliği yapıldığını ve ABD'den bilgi istendiğini duyurdu.
Norveçli savcı Marianne Bender, ABD makamlarıyla temasların sürdüğünü ancak yapılan talebin henüz sonuçlandırılmadığını belirtti.
Rød-Larsen'in avukatı John Christian Elden de özellikle New York'taki International Peace Institute ile bağlantılı kayıtların ABD'den talep edilmesini olumlu karşıladı.
Epstein dosyaları Letonya'da da adli sürecin başlatılmasına neden oldu.
Letonya Devlet Polisi, yürütülen soruşturma kapsamında Letonyalı bir mağdurun tespit edildiğini açıkladı. Polis, ABD'deki ilgili kurumlara karşılıklı adli yardım çerçevesinde birden fazla başvuru gönderildiğini, ancak şu ana kadar yanıt alınamadığını bildirdi.
İngiltere de Epstein dosyalarının sansürlenmemiş bölümlerine ulaşmak amacıyla ABD makamlarına resmi başvuruda bulundu.
Londra polisi, Epstein ile ilişkileri nedeniyle eski ABD Büyükelçisi Lord Peter Mandelson hakkında kamu görevinde kötüye kullanma şüphesiyle soruşturma yürütüyor. Mandelson ise hakkındaki suçlamaları kabul etmiyor.
İngiliz makamlarının FBI ve ABD Adalet Bakanlığı ile gerçekleştirdiği görüşmelerden sonuç çıkmaması üzerine resmi adli yardım mekanizmasının işletildiği aktarıldı.
Almanya'da federal polis, Epstein belgelerinde Alman vatandaşlarıyla bağlantılı herhangi bir suç bulunup bulunmadığını araştırıyor.
Yeşiller Partili milletvekilleri Konstantin von Notz ve Irene Mihalic, Epstein'ın Alman vatandaşlarıyla olası ilişkilerinin soruşturulması gerektiğini savundu.
Alman hükümeti ise Federal Kriminal Polis Dairesinin şu aşamada Almanya bağlantılı cezai nitelikte bir bilgiye ulaşmadığını açıkladı. Berlin'in FBI ile temas halinde olduğu ve ülkeyle bağlantılı dosyalarda sürece dahil edilmek istediği belirtildi.
ABD Adalet Bakanlığı, Avrupa ülkelerinin tek tek yaptığı adli yardım başvurularının akıbeti konusunda ayrıntılı açıklama yapmadı.
Bakanlık daha önce yaptığı açıklamada, Epstein bağlantılı olası suçları araştıran yabancı ülkelere adli yardım sağlamayı reddetmediğini ve mevcut hukuk kuralları çerçevesinde uluslararası makamlarla işbirliğinin sürdüğünü bildirmişti.
Karşılıklı adli yardım sistemi, yabancı ülkelerin ABD'den belge, delil ve tanık bilgisi talep edebilmesine imkan tanıyor. Ancak özellikle kapsamı geniş ve çok sayıda belgenin bulunduğu soruşturmalarda işlemlerin haftalar hatta aylar sürebileceği belirtiliyor.
Öte yandan ABD Kongresi'ndeki bazı isimler, Epstein dosyalarının tamamının kamuoyuna açıklanmadığını ve yayımlanan belgelerde gereğinden fazla sansür uygulandığını savunarak Adalet Bakanlığına daha fazla şeffaflık çağrısında bulunuyor.