ABD’nin İran’a Uyguladığı Hukuksuz İlaç Ambargosu

Ali Kıran 23.3.2020 10:49:00
Allah’ın adıyla

Tarihte birçok ambargo uygulamaları olmuştur kuşkusuz. Hatta savaşlarda aylarca süren şehir veya kale kuşatmaları da bunlara eklenebilir. Ama insanlık, bu kuşatma ve ambargoların, özellikle de sivilleri vuran, ölüme mahkum eden yönünün ne kadar insanlık dışı olduğunu geç de olsa anlamış ve oluşturulan uluslararası hukuka, her ne şartta ve her ne nedenle olursa olsun gıda, ilaç, tıbbi malzeme gibi hayati şeylerin kısıtlanmasının suç olduğunu kaydetmişlerdir.

Tarihteki ambargo uygulamalarının en şiddetli ve acımasız olanlarından birisi Hz. Resulullah’ın Mekke döneminde, ona ve ashabına uygulanan ambargodur. Buna göre müşrikler, Hz. Resulullah (saa) ve ashabını Mekke’den çıkarmış ve Mekke dışında bulunan, iki dağın arasında küçük bir susuz ve çorak vadi olan “Şi’bi Ebu Talip” adlı bir bölgede ikamete mecbur bırakmışlardı. Bununla da kalmamış, onlarla görüşmeyi dahi yasaklamış, kazara oraya gidenlerin dahi şiddetle cezalandırılmasına karar vermişlerdi. Şi’bi Ebu Talib’e yiyecek ve içecek namına da bir şey sokmuyorlardı. Sadece hac mevsiminde dışarı çıkıp alış verişte bulunmalarına müsaade ediyor, ancak o zaman da çarşı-pazarda köşe başlarında durarak alış veriş yapmalarını engellemek için her şeyi yapıyorlardı. Hatta onlara bir şey satan satıcıları tehdit ediyor, gerekirse satıcıların mallarını toptan alarak onlara bir şey kalmamasını sağlamaya çalışıyorlardı. Müslümanlar ise bu ambargo karşısında bazen ağaç yapraklarını, ot köklerini, oradan buradan buldukları deri parçalarını yiyerek hayatta kalmaya çalışıyorlardı.

Bir başka meşhur ve acımasız ambargo da Kerbela’da yaşanmıştı. Yezid askerleri, İmam Hüseyin ve yanındakilere su yolunu kesmişler, su ambargosu uygulamışlardı. Özellikle kadın ve küçük çocukların şiddetli susuzluk nedeniyle çok büyük sıkıntılara maruz kaldığı bu su ambargosu, tarihin kara lekelerinden birisidir.

Bir başka ambargo da Muaviye tarafından Sıffin savaşında İmam Ali’nin ordusuna karşı uygulanmış, bölgeye erken gelerek su kaynaklarının başını tutan Muaviye askerleri, İmam Ali’nin ordusunu susuz bırakmak istemişti. Ancak, İmam Ali ordusu, yaptığı saldırıyla, su kaynaklarını Muaviye’nin elinden almış, fakat Muaviye’nin ordusuna suyu yasak etmemişti. Kendisine itiraz eden ve “eğer onları susuz bırakırsak, üç gün içinde tek kılıç sallamadan onları teslim olmak zorunda bırakırız” diyenlere karşı İmam Ali; “Ben Allah’ın herkese, hatta hayvanlara bile helal ettiği suyu kimseye haram edemem” demişti…

Ve şimdi de Büyük Şeytan ABD tarafından İran’a karşı ilaç ve tıbbi malzemeyi de kapsayan şiddetli bir ambargo uygulanmaktadır. Aslında bu ambargo 40 yıldır var… Ama Dünyanın ne yapacağını şaşırdığı, dünyayı zebun etmiş Korona virüsü ile mücadelede bu tıbbi malzeme ve ilaç ambargosu çok daha büyük sıkıntılar yaratmaktadır.

Korona kâbusundan üst düzey etkilenen ülkelerden birisi de İran… İran, hala kâbusu yaşıyor ve ülkede bir dizi üst düzey önlemler alınmış durumda. Özellikle İran sosyal hayatında çok önemli bir yer tutan dini mekânların, Kum’da Hz. Masume ve Meşhed’de İmam Rıza türbelerinin geçici olarak ziyarete kapatılması, Cuma namazlarının tatil edilmesi bu önlemlerden bazıları.

Ancak İran’ın cansiperane çalışmalarını sekteye uğratan ve sıkıntısına sıkıntı katan önemli bir amil var. O da ABD’nin yaptırımları. Uluslar arası hukukta yasak ve suç olmasına rağmen, İran’a karşı uygulanan yaptırımların ilaç ve tıbbi malzemeyi de kapsaması, İran’ın KORONA virüsü ile mücadelesinde önemli bir engel teşkil ediyor.

Bilindiği gibi Uluslar arası hukuka göre hiçbir ülkeye, hiçbir nedenle gıda, ilaç ve tıbbi malzeme ambargosu uygulanamaz. Bu biyolojik ya da kimyasal silah kullanma gibi açık bir suçtur. Ama maalesef ABD, Büyük Şeytan olduğunu ispat ediyor ve hiçbir uluslar arası normu takmıyor, İran’a ilaç ve tıbbi malzeme ambargosuna devam ediyor.

İran, ambargolar nedeniyle yerli ilaç sanayini geliştirmiş ve dışa bağımlılığı önemli ölçüde engellemiştir. Ancak yine de özellikle kanser ve kronik hastalıkla ile ilgili ilaçlara ve şimdi de KORONa virüsüne karşı mücadelede özellikle de tıbbi malzemeye büyük oranda ihtiyaç duymaktadır.

KORONA virüs ile mücadelede İran’ın maruz kaldığı bu hukuksuzluk, maalesef dünyanın gözü önünde yapılmakta ve yine maalesef kimseden ciddi bir tepki de görülmemektedir.

ABD’nin “Ben sizin rabbinizim, ya bana itaat edersiniz, ya da sizi açlığa, yoksulluğa, savaşlara, hastalıklara, sıkıntılara boğarım” anlamına gelen Şeytani tutumu, maalesef henüz vicdanlarda yeterli tepkiye yol açmamıştır.

Ancak, bütün dünyanın beraber, el ele vererek çözmek zorunda kaldığı, kimsenin kendisini kenara çekme, umursamama şansının olmadığı böyle bir belaya karşı dahi, Büyük Şeytan’ın hukuksuzluğuna tepki gösterilmiyorsa, insanlık açısından çoktan sınıfta kalınmıştır denilebilir.

Elbette rabbimiz Allah’tır, ona sığınır, ona tevekkül ederiz…