Müdriklik ile Düdüklük Arasındaki Farkı Anlamadıktan Sonra…

Cahit Kılıç 11.2.2020 18:57:14
Lâfı eğip bükmeden peşin giriş yapalım:
Bir ömür harca, emek ver…
Göz nuru dök, dirsek çürüt…
Onlarca, yüzlerce değil; binlerce kitap oku…
Televizyonlardan ve video sunucularından, gece sabahlara kadar tarih ve siyasetle ilgili yüzlerce belgesel izle…
Yüzlerce analize, binlerce makaleye dikkat kesil, oku, derinliğine dal, sindire sindire anlamaya çalış…
Yerkürenin bir ucundan diğer ucuna yayılan, küçüklü büyüklü bütün devrimleri incele…
İrili ufaklı, çok veya az etkili, yerel, bölgesel, hatta yerküreyi kaplayan ve evrensel boyutlara ulaşan bütün ideolojilerin derinliğinde boğul…
Devrimci liderlerin hayatlarını, ideolojilerini, doğrularını ve yanlışlarını öğrenmek için yıllarca çabala dur…
Bir satıra sığacak kadar sığ devlet adamlarından tutun da, ciltlere sığmayacak kadar derinlikli adamlar için kafa yor; enine boyuna araştırmak için didin dur…
Meselâ, Stalin hakkında bilinen bilinmeyen yüzlerce belgeye göz nuru dök… Trotskiy (Biz Troçki diyoruz) ile giriştiği amansız kavganın arka planını çözmek için yüzlerce belgeyi araştır…
Yakın tarihte ve ister yakın coğrafyada isterse de uzaklarda meydana gelen siyasi cereyanları, karşı devrimleri, askerî darbeleri hep yakından takip etmeye çalış…
Ülkemizdeki siyasi çalkantıları, sebepleriyle ve sonuçlarıyla derinlemesine analiz etmek için yüzlerce esere başvur, araştır, zaman zaman otur sonuçlarını (darbelere kadar uzanan) incele, fikir sahibi olmak için çabala…
Bizzat yaşayarak tanıklık ettiğin darbelerin, ağır sonuçlarını ve ülkemiz ve milletimizin inancı ve direnci üzerindeki tahrifatı ve baskıyla sonuç alınan toplum üzerindeki tahribatı bizzat gözlemleyerek gelecek nesillere aktarmaya çalış…
Toplumsal çalkantıların sonucunda meydana gelen ağır travmaların, halkımızı gerek siyaseten, gerekse de sosyolojik olarak nasıl etkilediğini derinlemesine incele, en ufak hareketlerin toplum üzerinde açtığı yaraların nasıl kapanmadığını anlamaya ve anlatmaya çalış…
Demokrasinin ve hukuk devleti olmanın bütün koşulları hakkında ve devletin adil yönetilmesi ve gelirlerin hakça paylaşımı üzerine onlarca yazı yaz, ekranlarda anlatmak için çırpın…
Kuvvetler ayrılığı ilkesinin, bağımsız ve tarafsız yargının, iyi eğitilmiş ve adalet kavramını iyice özümsemiş yargı mensuplarının olmazsa olmazımız mesabesinde olduğu hakkında yine onlarca yazı yaz…
Kanunların değil; hukukun üstün olduğunu savun, evrensel hukuk normlarına uygun bir yargı mekanizmasının kurularak çalışmasının gerekliliğini anlatmaya çalış…
Komşu komşunun külüne muhtaçtır düsturuyla, coğrafyamızdaki bütün komşularımızla ve yakın uzak farkı gözetmeksizin; dünyanın dört bir ucundaki devletlerle iyi geçinmenin önemini anlatmak için didin dur…
Devletlerarası dostluklar, duygulara, mezhebî veya dinî anlayışlara dayalı değil; karşılıklı menfaatler üstüne kurulur. Devlet yöneticilerine “Bu mantıkla hareket edin ve karşılıklı ticaretle dostluklarınızı taçlandırın” diyerek sürekli çırpın dur…

***
Hâsılı kelâm…
Son on yılda:
İki binden fazla makale yaz…
Yüzden fazla TV programında; içeride ve dışarıda olanları yorumlamaya çalış…
Yazılarının bir kısmı İran’da, Azerbaycan’da, Avrupa Birliği ile ilgili basın yayın organlarında yayımlansın…
Yine sınırlarımızın ötesindeki bazı basın yayın organlarında yüzden fazla sözlü veya görüntülü yorumların yayımlansın…

***
Buraya kadar anlatmaya çalıştığın, geride bıraktıklarının yarısı bile değil ama olsun…

***
Hep yazıp söylediğim gibi; yine tekraren yazıyorum: Kibirden, kendimi beğenmişlikten Allah’a sığınırım…
Sinnimin bu vaktine rağmen; sadece ve sadece okumaya – yazmaya, anlamaya – anlatmaya çalışan bir bende-i hakirim…
Bütün bunlara rağmen:
Ömrü boyunca bir takvim yaprağının arkasını dahi okumamış adamlardan siyaset dersi almaya mahkûm olduğumuz bu ülkem adına üzülüyorum…
Üzülmek ne kelime; kahroluyorum…

 
Not 1: Başlığı, değerli dostum, Azerbaycan Aydınlar Birliğinin Başkanı Sn. Eldeniz Quliyev’den ödünç aldım…  
Not 2: 13 Mayıs 2018’de yazdığım bir yazıdır.